Sevgi



1 yorum


Bir insanın bir insana verebileceği en güzel hediye,
Ona ayırabileceği zamandır.
Sevdiklerinize zaman ayırın,
yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır...!


0 yorum


Gitmek cesaret ister ufaklık... Gideceğin yer neresi olursa olsun sevdiklerinle arana mesafe girince varış yerin hiç bir anlamı kalmaz. Vedalaşmakta zor iştir ufaklık oturursun geminin kıçına bakarsın sevdiklerine gitttikce ufalırlar ufalırlar kaybolur gözden. O zaman anlarsın iste vedalaşmak asıl kalana değil gidene koyar. Yüz defa söyledim sana hüzünlü değilim "Mizacım" böyle.. Bak şarabımla beraberim cocuklugumda beri hayaller kuruyorum sarabımdan ayrılmadan hemde.. ben şarabımdan ayrılmıyorum oda bana bunca gidene ragmen hala hayal kurdutmaya devam ediyor...

Ne olmuş yani büyük adam olamadıksa?
Hayallerimizi satmadık ya ?..


0 yorum

Bu Kadarına Da Çüş



2 yorum

Zalim.. – Alkan Darcan



0 yorum


Avusturya’da bir bina..
Camları var,
kapıları var,
içinde çalışan yüzlerce insanı var..
Kocaman gözlükleriyle etrafta koşturan insanları,
öğlen yemeğinde, akşamlarını programlayan,
birbiriyle eğlenen, sohbet eden,
akşam olunca,
tombul göbekleri
ve yüksek topuklarıyla arabalarına
evlerine koşan insanları..
Hayalleri var onların,
ümitleri,
aşkları,
kıskançlıkları,
endişeleri,
hayatları…
Kevin var içlerinde mesela..
Duygusal,
sevdiği var, evi var,
ama en önemlisi işi var, o binada..
Kevin’ın her şeyi var,
insanlığı dışında..
Camları var, kapıları,
içinde çalışan yüzlerce insanı,
ama ne ruhu var içinde çalışanlarının,
ne de az buçuk insanlığı..
Sorduğunuzda her birine, örnek insan,
örnek vatandaş,
örnek baba,
örnek anne..
Ne yapıyorlarsa, hepsi insanlık adına..
Oysa, zerre insanlık olmadan içlerinde
neye çare bulabilirler insan adına,
neye bulabildiler ?
Eziyetten başka, onlara..
Onlar,
Gut Aiderbichi Hayvan Koruma Merkezi’ne getirildiler..
Korunamadıkları için,
korunsunlar diye,
hiçbir şeye çözüm bulamayan insan,
sadece kendilerine işkence yaptı diye..
Beş tane şempanze..
Beş tane..
Ölseler haberimiz olmayacak beş kafadar,
güneşi ilk kez gördüler,
affedilen ömür boyu cezalarından sonra..
İlk kez toprağa bastılar,
ilk kez güneşi gördüler,
ilk kez yakıcı havayı çektiler minik ciğerlerine,
ilk kez,
otuz yıl sonra..
Sarıldılar birbirlerine mutlulukla,
hayretle,
sevinçle,
Gut Aiderbichi şaşırdı,
gözyaşlarını tutamayarak ağladı, hallerine..
O kadar şaşkındılar..
O kadar mutlu,
neşeliydiler, hiç olmadıkları kadar,
otuz yıldır..
O kocaman camları,
kapıları olan,
avusturya’nın binasında,
otuz yıl, deney hayvanı olarak kullanılan
ve otuz yıl sonra emekliliklerini geçirmek üzere,
ilk kez göğü, güneşi gören beş şempanze..
Ben de oradaydım, şahit oldum sevinçlerine..
Nasıl sarıldılar birbirlerine,
nasıl sarıldılar, ağaçların yeşiline,
gözlerinde coşku, keyifle,
nasıl sarıldılar,
güneşin gözlerini kamaştıran ışınlarına…
Bizim de kamaştı gözlerimiz o an,
kıstık gözlerimizi,
kapattık biraz da hatta,
onlara, yıllarca işkence edilirken,
nasıl kapattıysak, öyle,
sıkı sıkıya..
Açtım sonra ben yavaş yavaş,
kaldırdım gözkapaklarımı,
baktım ki,
yoklar..
Baktım ki, bunca yılda
insana güvenmemeyi öğrenmişler en çok..
Yüreğime iniveren bir damla gözyaşına,
tutunup,
kaçıvermişler, elele..
Yumdum sıkı sıkıya tekrar gözlerimi,
rahatça kaçabilsinler diye..
Yumdum sıkı sıkıya tekrar gözlerimi,
açtığımda tüm bunlar olmamış olsun diye..

Alkan Darcan

Danton Mahkeme Savunması



2 yorum

...
Burada beni komploculukla mı suçluyorlar?
Evet onu iyi bilirim.
İşlediğim suç komploydu.
Kalbimin sırrını bizzat kendime karşı komploya kurban verdim.
Barış için komplo kurdum, ateşkes için, yasalara saygı için, halkın huzuru için, mutluluk ve adalet için
komplo kurdum.
Bunlar hata evet evet; çünkü hata gibi gösteriliyorlar.
Ama ne olduklarını biliyorum ve hepsini üstleniyorum.
Ama onları, sadece onları üstüme alıyorum.

Hatalarımdan bir başkası ise popüler ve güçlü biri olmak; oysa uzun ve dingin bir yaşamı sadece sıradanlık ve bayağılık garanti edebilmekte. Hayatta kalmak istiyorsanız sevilmeyeceksiniz. Bu yeni icat ettiğimiz yasalardan biri; şimdiye dek yazılmış tüm yasalardan çok ama çok daha güçlü bir yasa.
Halkın sevdiği güçlü insanlara yazık!
Yaşasın vasatlar; suskunlar, bürolarındaki yalnızlıkta acı çekenler!
Devrim Satürn gibidir; sürekli olarak kendi evlatlarını yer.

Neden hiç bilmediğim bir kadere itilmek zorundayız; kurtarılmak yerine, ölüyoruz?
Bu kan seli nerden gelmektedir; nerede duracak? Tabii bir gün duracaksa?
Devrim fırtınasının frenlenebileceğini sanırdım. Bunun arzu edildiğini sanıyordum. Buna hâlâ da inanıyorum. Soğuk bakışlarınızda gördüğüm şey ölümümün şimdiden yazıldığı; kaçınılmaz olduğu siz bu salona girmeden önce karar verildiği. Merak ediyorum: Acaba yanıldım mı? Hatalı mıydım?
Bazıları neden farklı düşünüyor.
İdeallerine susamışlık hiçbir sınır tanımıyor!
Çevrelerindeki insanları görmüyorlar; sadece spekülatörleri görüyorlar, kötüleri, hainleri!
Devrimin ilkeleri adına bizzat devrimin kendisini unutmuşlar!
Yeni bir diktatörlük kurmuşlar; eskisinden daha vahşi olanı!
Tiranlığa dönmekten korkarken kendileri tiran olmuşlar!
Fouquier kan gerektiğini söylüyordu, halkın kan istediğini.
Yalancı! Yalan yalan.
Kan isteyen halk değil, sensin!
Halkın tek istediği barış içinde yaşamak!
Kendi kana susamışlığını halka mal etmeye hakkın yok!
Halkın tehlikeli tek düşmanı var.
O da hükümetler!"
newer post older post